DENİZ KESKİN
denizhocaa@hotmail.com
EMPATİ
- Tarih: 26.12.2011
- Okuma: 169
Sevgili Dostlar;
Mevla’nın anlattığı bir doğan hikayesi vardır. Padişahın doğanı bir gün saraydan kaçar. Yaşlı bir kadının evinin önüne konar. Kadın doğanı yakalayıp bir iple bağlar. Kuşun önce kanatlarını, sonra tırnaklarını keser. Bir yandan da söylenir. “Seni çok bakımsız bırakmışlar, kanatların ve tırnakların uzamış”. Doğanın bakımını yapmak adına onu uçamaz ve avlanamaz hale getirir.
İşte biz anne ve babalarda bazen iyilik yapalım derken fazla koruruz çocuklarımızı. Çocukla ailesi arasındaki ilişki mesafesini doğru ayarlamak hayati önem taşır. Çocuğumuza kendi işini kendi başına görecek kadar uzak, size ihtiyaç duyduğunda yardım isteyebileceği kadar yakın durmalıyız. Tıpkı bir mağaza görevlinsin sizinle ilgilenirken durmasını istediğimiz mesafedeki gibi, ihtiyaç duyduğunuzda sesinizi duyacak kadar yakında, size yapışıp elbiseleri incelerken sizi rahatsız etmeyecek kadar uzakta durmasını istersiniz sanırım.
İspanyolların söylediği gibi “Attan düşmeyi öğrenmedikçe, ata binmeyi öğrenmiş sayılmazsınız.”
Bırakalım, biraz attan düşsünler.
İnsanların çoğu 5 yaşındayken “Babam her şeyi biliyor” 20 yaşındayken “Babam hiç bir şey bilmiyor”. 40 yaşındayken “Babam bayağı şeyler biliyormuş!” 50 yaşındayken “Babam bu kadar şeyi nasıl da biliyormuş” der. Dönem dönem birbirimizi anlayamamamız bundan işte. İletişim kurmadığımızda karşımızdakini suçlarız hep. “BENİ ANLAMYIOR” demeyi tercih ederiz. Kolay kolay hiçbirimiz “KENDİMİ DOĞRU İFADE EDEMİYORUM GALİBA” demeyiz. Suçlamak daha kolay gelir.
EMPATİ (kendimizi karşımızdakinin yerine koyabilme sanatı) kurmayı denemeyiz. Oysa doğru iletişim in sırrı empatidir.
Sevgili dostlar;
Okulların açıldığı hatta yazılıların başladığı bugünlerde özellikle bunları paylaşmak istedim sizinle. Azim ve hırs birbirinden ayırıp öğretelim çocuklarımıza, başarılı olmak istemek ve bunun için canla başla çalışmak bir erdem şüphesiz ama yarışımız kendimizle olsun. Gereksiz hırs hem bize hem çevremize zarar veriyor. Çünkü üzülerek söylüyorum bazı annelerimizden aldığım mail’ler beni şaşırtıyor. Deniz Hocam bizim sorunumuz şu, Deniz Hocam okulumuz bize çok ödev veriyor, Deniz Hocam dün gece saat 3’e kadar proje ödevimizi yaptık… Sevgili dostlar kaldıralım şu cümlelerdeki BİZ kelimesini, Sizin sorununuz yok, ödevinizde yok, projeniz de… çocuklarımızın gölgesi olmaktan vazgeçelim. Arkalarında değil yanlarında olalım.
Sorumluluklarını paylaşmayalım, öğretelim. Sadece B-İLGİ li olalım. İlgili ve bilgili. Bildiklerinizin son kullanma tarihine en az marketten aldığınız süt kadar dikkat edin LÜTFEN!
Evet sevgili dostlar bir sonraki ay konumuz BEYİN. Size beynimizin hiç bilmediğiniz yönlerinden bahsedeceğim. Öğrenmeyi kolaylaştırmak için beynimize nasıl davranmamız gerekiyor, ne yaparsak daha rahat öğreniriz. Bizim için hayati önem taşıyan bu organı ne kadar tanıyoruz. Gariptir ki arabalarımıza bile beynimizden daha iyi bakıyoruz. 10.000 km bakımı, rot-balans ayarları, yağ kontrolleri, iç dış temizlik… Acaba arabamızın motoruna verdiğimiz önemi vücudumuzun motoruna vermiyor muyuz. Ne dersiniz?
Sevgiyle kalın….
Bu yazı hakkında yorum bulunmamaktadır.